Mart ayının başından bu yana koronovirüs ile ülke olarak büyük bir mücadele halindeyiz. İki aya yakın bir zamandır evlerdeyiz. Normal hayata döneceğimiz günleri büyük bir özlemle bekliyoruz. Evet, bu süreçten çok sıkıldık, bunaldık, yorulduk. Büyük bir travma yaşıyoruz. Özellikle çocuklar okullarını, parklarını özlediler. Yaşlılarımız torunlarını dört gözle bekliyorlar.

Koronavirüs günlerinin toplum hayatı üzerinde, iş hayatı üzerinde, ekonomi üzerinde, eğitim hayatı üzerinde, dini hayat üzerinde inanılmaz derecede olumsuz etkileri oldu. Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Her şey değişecek deniliyor. Bütün bu olumsuzluklara katılıyorum. Umarım en kısa zamanda hayat normal akışına geri döner.

Bu yazımda koronovirüs günlerinin hayat üzerinde oluşturduğu olumsuzluklara değil de olumlu etkilerinden söz etmeye çalışacağım. Hemen bazılarınız, koronavirüs salgınının olumlu yönü mü olurmuş, diye düşünebilirsiniz. Biraz ilerleyince bana hak vereceğinizi düşünüyorum.

Evet, ilk günler hepimiz afalladık, şaşırdık, şok olduk. Bunca yıl evimizde bu kadar uzun süre kalmamıştık. Tüm aile bireyleriyle belki yılda birkaç gün birlikte vakit geçiriyorduk. Ama şimdi nerdeyse 60 gündür tüm aile bireyleri gece gündüz, 24 saat evdeyiz. İster istemez birtakım sıkıntıları olabiliyor. Ama olaya bir de iyi yönden bakalım. Herkes birbirine tahammül etmeyi öğrendi. Aile içi iletişim arttı. Herkes birbirini daha iyi tanıdı. Gerçek kişilikler ortaya çıktı. Babalar çocuklarını yakinen tanıma imkânı buldu. Çocuklar da babalarını hiç olmadığı kadar çok gördüler bu süreçte.

İlk başta suyun, sabunun ve temizliğin önemini; hapşırmanın adabını, sosyal mesafenin önemini, sağlığın, beslenmenin kıymetini öğrenmiş olduk. Hiç olmadığı kadar ellerimizi yıkadık bu süreçte.

Bu temel kazanımların ötesinde birçok alanda daha olumlu katkıları olduğunu söyleyerek devam edelim isterseniz.

Koronavirüs döneminin eğitim konusunda inanılmaz etkileri olduğu kanaatindeyim. Ebeveynler çocuklarının eğitimi konusunu okullara, öğretmenlere terk etmişlerdi. Şimdi iş başa düştü. Çocuk eğitiminin ne demek olduğunu, çocuğa bir konuyu anlatmanın, ona bir şeyler öğretmenin ne denli sabır gerektirdiğini anne babalar bizzat yaşayarak görmüş oldular. Bütün gün evde çocukların uzaktan eğitim programlarını takip ederek eğitimi daha yakından görme fırsatı yakaladılar. Çocukların okullarda neler öğrendiklerini, yeni müfredat programlarının içeriklerini, değişen konuları, yenilenen eğitim sistem ve araçlarını tanıdılar. Hatta bazı ebeveynler işi biraz daha ilerleterek evlerde öğretmenliğe bile soyunup gerçek bir öğretmen gibi ders vermeye başladılar.

Bir çok ebeveyn, çocuklarının derslerine yardımcı olmak adına yeni eğitim teknolojilerini, online ders araç gereçlerini tanımakla kalmayıp kullanmayı bile öğrendiler. Bu alanla ilgili geniş bir literatüre bile sahip oldu velilerimiz.

Uzaktan eğitimin en önemli ayağından biri de bu süreçte ebeveynlerdi. Onların bu konudaki destekleri olmasaydı bu süreç bu kadar başarıyla yürütülemezdi. Yine her zamanki gibi ebeveynlerimiz, bir kez daha eğitim konusunda ne kadar hassas olduklarını, fedakârlıktan kaçmadıklarını göstermiş oldular ve öğretmenlere destek oldular.

Sadece eğitimle ilgili değil olumlu düşüncelerim. Eğitim ve temizlik dışında birçok alanda da görmek mümkün koronovirüs günlerinin olumlu etkilerini.

En basitinden, evde ekmek yapmayı denemeyen kalmadı korona günlerinde. Yeni yemek çeşitleri denemek de işin bir diğer tarafı olsa gerek, diyerek meseleyi basite almak istemiyorum. Gerçi bu bile çok güzel bir kazanımdır.

Aile olarak birlikte oyunlar oynandı, bolca etkinlikler yapıldı bu süreçte. Geleneksel çocuk oyunları yeni nesillere öğretilmiş oldu. Aile hikâyeleri anlatıldı. Aile bağları güçlendi böylece.

Hayat biraz sakinleşti sanki. O koşturmalar, hiç bitmeyen işler bir anda bitiverdi. Birçok işin evden de yapılabileceğini keşfettik. Hatta evden daha iyi işler bile çıkardık. Belki de ilerde bazı sektörlerde evden çalışma dönemine devam edilecek gibi görünüyor.

Toplantı yapmak için salon tutmaya, mekân ayarlamaya gerek olmadığını keşfettik. Pekala online toplantılar yapılabilirmiş. Hem de çok az bir maliyetle, hatta hiç maliyetsiz bir şekilde.

Söyleşiler, seminerler, kurslar, sohbetler, dersler evden de yapılabilirmiş. Herkes evinden istediği televizyon kanalına bağlanıp konuk olabilir, istediği kursa katılabilir, hatta evinden çıkmadan dizi bile çekebilirmiş.

Daha önce saatlerce vakit ayırıp yaptığımız birçok işimizi evimizden birkaç tıkla yapabilirmişiz. Alış veriş yapmak için mağaza mağaza gezmeye gerek yokmuş mesela.

Birçok insanın ne kadar da üretken olduğunu gördük yine bu süreçte. Video çekme, canlı yayın yapma, yemek tarifi verme, resim yapma konularında toplum olarak çok geliştirdik kendimizi.

Evde spor yapma, egzersiz yapma konularında bile oldukça mesafe aldık. Birçok babaanneler bile evlerde spor yapmaya başladılar.

Daha da önemlisi doğa için ilaç gibi geldi koronovirüs günleri. Doğa kendine geldi. Hava temizlendi. Ağaçlar, bitkiler nefes aldılar. Bitkiler, bu bahar daha bir yeşil, daha bir iştahlılar sanki. Bilmem hiç fark ettiniz mi?

Sonra petrolün sudan daha ucuz olabileceğini görmüş olduk. İnsanlar evlerinden çıkmayınca uğrunda nice savaşların yapıldığı petrolün ne kadar da gereksiz olduğunu fark ettik. Kapitalizmin, bize dayatılan bir elbise olduğunu, aslında istersek bize dayatılan bu elbiseyi çıkarabileceğimizi öğrendik. Tüketirken aslında kendimizi tüketmiş olduğumuzu da öğrenmiş olduk.

Yine çok büyük, süper diye bilinen bazı ülkelerin çok da büyük ve güçlü olmadıklarını, bir virüs karşısında çaresizliklerine bizzat şahit olduk. Sadece silaha, füzeye, bombaya yatırım yapmanın ne kadar da anlamsız ve ahmakça bir şey olduğunu kavramış olduk.

Dini hayatımız açısından da çok şeyler değişti bu günlerde. Camiler kapandığında çok hüzünlendik, Cuma namazlarından mahrum kaldık ama çok farklı bir pencerenin de açıldığını keşfettik. Bütün evler mescit oluverdi nerdeyse. Ramazanla birlikte birçok evde cemaatle Teravih Namazı kılınmaya başlandı. Tüm aile cemaat oldu. Sohbetler eve geldi. Her evde mukabele okunup dinleniyor nerdeyse. Oruç tutanların sayısında çok ciddi bir artış olduğu da söylenebilir.

Evde kaldığımız günlerin bir olumlu katkısı da kitap okumaya olmuş denilebilir. “Evde kal, kitapla kal” gibi kampanyaların da etkisiyle kitaba olan ilgilinin artmış olması da çok sevindirici bir gelişme. Bunun yanında evde sinema izleme kültüründe de olumlu gelişmeler olduğu söylenebilir.

Bütün bu olumlu gelişmelerin üzerine bir şey de daha ekleyerek yazımı nihayete erdireceğim. Daha önce bizim için sıradan olan bazı davranış ve aktivitelerin ne kadar da büyük nimet olduklarını fark ettirdi bu süreç. Sokağa çıkıp dolaşmak, pazara gitmek, parka gitmek, kütüphaneye gitmek, doğaya çıkıp yürümek, spor yapmak, dostlarla birlikte bir kafede oturup çay kahve içmek ne kadar da büyük nimetlermiş değil mi? Şimdi onların kıymetini çok daha iyi anlamış olduk.

Bütün bu olumlu gelişmeler koronavirüs salgını olmasaydı olur muydu? Olabilirdi, demek isterdim ama ihtimal bile vermiyorum. Öyleyse bu güzel gelişmeleri ve edindiğimiz kazanımları hayat normal akışına döndüğü zaman da bırakmayalım ki kalıcı olsun.

Adem KEVEN

Şefkat Okulları Yazılar ve Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir