Geçtiğimiz yıl 46.yılını çalışarak öğretmenliğe veda eden, mesleğine, öğrencilerine âşık bir öğretmenden söz etmek istiyorum: Adı Muzaffer Oğuz. Onu tanıdığım için çok şanslıyım. 21 yıldır aynı okulda onunla görev yapıyorum. Onun âkil adamlığına, mesleki donanımına, çözüm odaklı yaklaşımına ve bitmek tükenmek bilmeyen enerjisine hayran olmamak mümkün değildir.

İstedim ki böylesine özverili, sıra dışı, binlerce öğrenciye dokunmuş bir öğretmeni yazayım. Yazayım ki onu diğer öğretmenler de tanısın ve örnek alsınlar. Özellikle mesleğe yeni başlayan öğretmenlerin iyi örneklere o kadar çok ihtiyaçları var ki.

Çocukluğu zor şartlarda geçtiği için önüne çıkan imkânları çok iyi değerlendirmiş Muzaffer Oğuz. Asla ümitsizliğe kapılmamış. En zor zamanlarda bile bir çıkış kapısı bulmuş kendisine. İmkânsızlıklar içinde imkânlar doğurmuş. Olmaz denilen işleri başarmış. Kimsenin gitmediği, durmadığı dağ köylerinde ne başarı hikâyeleri yazmış. Sadece öğrencileri değil, bütün köy halkını bilinçlendirmiş. Üretime teşvik etmiş. Arıcılık, hayvancılık, tarım konularında köylülere rehberlik yapmış. Öğrencilerine bizzat iş bulmuş, onları elleriyle işe yerleştirmiş bir öğretmen

Kitap okuma sevgisi hem kendi hayatının hem de öğretmenlik hayatının tam merkezinde yer alır. Bu yüzden de kitap okuma ve okutma konusunda birbirinden ilginç yöntemler geliştirir. Muzaffer Oğuz’un kitap okutma çabası ulusal dergilerde bile yer almıştır.

Dünyanın en çok kitap okuyan sınıfı” unvanı verilseydi onun sınıfına verilirdi şüphesiz.

Muzaffer Oğuz gerçekten de sıra dışı bir öğretmenlik yapmıştır. Eğitimde farklılaştırma, zenginleştirme onun işidir. Matematik ve Okuma Sevgisi onun olmazsa olmazıdır.

Hocamıza “Bütün bunları nasıl başarıyorsunuz, yorulmuyor musunuz?” dediğimde “İnsan sevdiği işi yapınca niye yorulsun ki?” derdi. “Okul benim için bir iş yeri değildir. Okul benim için bir mabet gibidir. Hayatı okul ve dışarısı diye ayırmam. İşimi her zaman önem vererek yaparım diyor.

Muzaffer Oğuz hocamıza kırk altı yıllık bir öğretmenlik hayatının ardından bizlere ne bırakıyorsunuz diye sorduğumuzda her biri altın değerinde olan şu 34 maddeyi söyledi. Şimdi onları sizlerle paylaşıyorum:

Kırk Altı Yıllık Bir Eğitimciden Hayat Dersleri

  1. Öğretmenlik mesleğinin kutsallığına inanmak çok önemlidir.
  2. Yaptığın işin, devletin ve milletin kaderini belirleyen bir iş olduğunu asla unutmamalısınız
  3. İnsan eğitimi ve öğretimi,  bir öğretmenin görülmeyen bir eseridir. Yıllar sonra bu eserin iyi ve kötü yönleri ortaya çıkar. Fakat iyi düşünülmeden yapılan çalışmanın oluşturacağı zararın tedavisinin ülke için ağır olacağı bilinmelidir.
  4. Değerler eğitimine her derste önem verilmelidir.
  5. Öğretmen, öğrenciye güvendiğini göstermelidir.
  6. Öğrencinin de güvenini kazanmak çok önemlidir.
  7. Öğretmen, ödevlerini takip ederek çocuklarda sorumluluk duygusunu geliştirir.
  8. Çocuklar, her ödevin bir karşılığı olduğunu bilmesi gerekir.
  9. Kitap okuma günlük ve sürekli olması gerekir.
  10. Okunan kitabın paylaşılması, kısa not tutulması, özet defteri tutturulması çok önemlidir.
  11. Hedeflerin yüksek tutulması, özendirici olması çok önemlidir.
  12. Konu anlatımları öğrenci ile birlikte yapılmalıdır. Öğrencilere anlatma imkânı verilmelidir.
  13. Her dersi takip eden iki üç öğrenci olmalıdır. (başkanlık anlamında)
  14. Etkinlikler,  konu anlatımları öğrenci merkezli olmalıdır.
  15. Her öğrenci bizzat görev ve sorumluluk almalıdır.
  16. Konular okutulurken not tutturulursa daha kalıcı olur.
  17. Dersleri mutlaka kısa bir değerlendirme ile bitirin.
  18. Derslerin başında yeni konular işlenmeden önce, önceki konular tekrar edilerek konuya bağlanırsa çocuklar daha iyi öğrenirler.
  19. Sınıf ortamı tamamen öğretmenin kontrolünde olmalıdır. Masada oturan bir öğretmen sınıfta nitelikli bir disiplini sağlayamaz.
  20. Öğretmenler,   sınıfındaki öğrenciyi bütün yönleri ile çok iyi tanıması gerekir.
  21. Öğrenci ile ilişkileri saygı ve sevgi çerçevesinde olmalıdır. Asla korku üzerine bir ilişki inşa edilmemelidir.
  22. Öğrencilere karşı not bir tehdit unsuru olarak kullanılmamalıdır. Değerlendirmelerde yüksek not vermenin her zaman daha motive edici olduğunu gördüm.
  23.  İyi öğrenci, başarısız öğrenci diye bir ayırım asla yapmadım. Sizler de böyle bir ayırım yapmayın. Hafif zorlanan öğrencilerinize daha çok destek olun,  aradaki fark kapanacaktır.
  24. Okuma, anlama, anlatma tekniği her ders önemle üstünde durulur. Derste öğrencileri dikkatle dinlemek öğretmenin en önemli davranışı olmalıdır. Öğrenci kendisine değer verildiğini ve ciddiye alındığını hisseder.
  25. Öğrenci ile yaşamayı, onların seviyesine inmeyi öğretmen başarmalıdır. Ayrıca onların seveceği hikâyelerle dersleri zenginleştirmek de çok faydalıdır.
  26. Matematik çalışmaları, sürekli ve her gün günlük yaşamdan hikâyelerle tahtaya yazılır, çözülür. Bu hikâyenin kahramanları öğrenciler olursa daha iyi olur.
  27. Saygınızı derste, sevginizi teneffüste gösterin. Ders esnasında öğrencileri şımartmayın. Gereğinden fazla övmeyin.
  28. Her öğrencinizle bire-bir  (olumlu ve yapıcı) konuşun, onları dinleyin.
  29.  Olumsuz sonuçlanacak tüm davranışlardan uzak durmak gerekir.  Empati yapmak, olumlu düşünmek, sorun çözmek daha iyidir.
  30. Her değerlendirme sonrası, hedeflenen kazanımlara ulaşılmış mı, tespit etmeliyiz. Eksik nedir, görmeliyiz.  Telafisi yapılmalıdır. Eksik, eksik olarak kalmamalıdır. O boşluk doldurulmazsa ilerde daha büyük obruğa dönüşür.
  31. İyi öğretmen okula erken gider, derslerine vaktinde girer, çok ciddi zarureti yoksa izin kullanmaz. Ben hayatım boyunca çok çok istisnalar hariç izin nedir bilmem. Öğretmenin yeri sınıfıdır, okuludur.
  32. Başarının yolu, aile, öğrenci, öğretmen, okul idaresinin samimi iş birliğidir.  Çalışmalar istekli, kararlı olursa bu ülkeye lazım olan kaliteli vatansever insan yetişir.
  33. Öğretmen tüm davranışları ile sevgi, saygı, samimiyet çerçevesinde, “Ülkenin geleceği benim çalışmama bağlı, geçen her dakika ülkem için çok önemli,  dedelerimizden miras kalan bu vatan bize emanettir.” fikri ile çalışırsa bu öğretmenlerin yetiştirdiği nesil Türkiye’yi yeniden dünyada örnek bir ülke seviyesine ulaştırır.
  34. Her işinizde Allah ve Resul’ünün rızasını düşünün. Allah’a emanet olun.

Bütün bu maddeleri dinlediğimde Muzaffer Hocamızın kendi öğretmenlik hayatı geldi aklıma. Hocamız tam bir muallimdi.  Yani davranışları ve öğrettikleri birbirine uyumlu örnek bir öğretmendi. Onun yerini gençler doldurabilecekler mi bilmiyorum. Fakat büyük bir boşluk olacağı kesin. Çünkü Muzaffer Oğuz gibi mesleğine, öğrencilerine tutkuyla bağlı öğretmenler yetişmiyor, ya da az yetişiyor. Umarım onu örnek alanlar çıkar ve bu ülkenin çocukları daha iyi yetişir.

Bu vesileyle bütün öğretmenlerin öğretmenler gününü kutlarım.

                                                                                                                                     24.11.2019

Adem Keven

Şefkat Okulları Yazılar ve Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir